Ertelemekle uğraştığımız kadar yaşamakla uğraşmıyoruz.
Eğlenmek ve eğlenirken yaşamak ve yaşarken çalışmak ve çalışırken eğlenmek gerekir.
2003 yılında Wisconsin’de Jesse Laz, Sam Bair, Kai Kennedy ve Aaron Collins tarafından kurulan grubu ilk kez bir markanın (victoria secret) iphone uygulamasında yer alan videoda farkettim.
“Shazam” uygulması ile (başka bir arkadaşımdan destek alarak) başardım adlarına ulaşmayı:)
Teknoloji sayesinde yeni keşifler yaptığım bir gerçek, evet!
Facebook sayfalarını takip et.
Bir de şu var.
Teşekkürler Woody Allen
Grup : Giulia y los Tellarini - http//www.giuliaylostellarini.com
Albüm : Esebio - 2010
Soundtrack : Vicky Cristina Barcelona
(Ustamız Eluard’ın izinden)
Kan yasası bu insanın: Üzümden şarap yapacaksın Çakmak taşından ateş Ve öpücüklerden insan!
Can yasası bu insanın: Savaşlara yoksulluklara Ve binbir belaya karşın İlle de yaşayacaksın!
Us yasası bu insanın: Suyu şavka döndürüp Düşü gerçeğe çevirip Düşmanı dost kılacaksın!
Anayasası bu insanın Emekleyen çocuktan Uzayda koşana dek Yürürlükte her zaman
Can Yücel
Karşınızda 2011 Grammy’s’de “En İyi Rock Performans”ı ödülünü almış bir şarkı.
Şarkının yer aldığı albüm aynı yıl “Yılın Alternatif Müzik Albümü” ödülünü de aldı. 3 ödülle geçilen Grammy, “The Black Keys” için harika dönüşlerinin ödülleri de diyebiliriz. 2010 yılı Mart ayında çıkardıkları 6. albümleri “Brothers” hayranlarına yeniden rock heyecanını zirvede yaşama izni vermiş olmalı.
Albüm, yalnızca Tighten Up şarkısı ile yetinemeyeceğimiz kadar güzel.
FİFA 2011 oynayanların kulaklarında asılı kalmış olacak olan “Tighten Up“ın video klibi için Chris Marrs Piliero‘a teşekkür etmek gerekiyor. Ancak “Howlin’ For You” şarkısının klibini de görmedim demeyin derim.
Blues-Rock türünün en iyilerinden oluşan 15 şarkılık Brothers albümünü iTunes‘dan 9,99$ karşılığında satın alabilirsiniz. Offical sitelerinden ise para vermeden şarkıları dinleyebilirsiniz.
Sevebilirim,
hem de nasıl,
dile benden ne dilersen,
canımı, gözlerimi.
Kızabilirim,
ağzım köpürmez,
ama devenin öfkesi halt etmiş benimkinin yanında,
devenin öfkesi, kinciliği değil.
Anlayabilirim
çoğu kere burnumla,
yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak
ve dövüşebilirim,
doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey için, herkes için,
yaşım başım buna engel değil,
ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı.
Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni.
Yazık…
Nazım Hikmet
seni bekliyor hayallerim
“ol” dersen olacaklar
“dur” dersen
duracaklar
ben seninleyken yaşıyorum
sen yanımda yoksan
sadece
zamanı sayıyorum.
çok güzel olacak
sen ve ben olunca
bahar olacak
her mevsim papatya
her mevsim lale
karpuz
incir
her mevsim
huzur
1961 yılında aramızdan ayrılan Amerikalı ünlü roman yazarı Ernest Hemingway‘e
1951’de yazdığı “The Old Man and The Sea” adlı romanı, 1953’de kendisine Pulitzer Ödülü‘nü ve 1954 yılında Nobel Edebiyat Ödülü‘nü getirdi. Yazarın romanları sinema filmi olarak 27 kez izleyenlerin beğenisine sunuldu.
Hemingway’in ölümden 3 yıl önce dünyaya gelmiş olan Alexander Petrov ise Rus asıllı bir canlandırma yönetmeni. 2007 yılında Oscar’a aday olan kısa filmi “My Love” ile 2000 yılında “The Old Man and The Sea” ile aldığı ödülü yinelemek istemişti. Petrov çektiği ve yönettiği kısa filmlerle çok sayıda ödüle layık görülmüş dünyaca ünlü bir sanatçı. “The Old Man and The Sea” adlı eseri ise benzersiz bir iş. Film cam üzerine fırça yerine parmaklar kullanılarak yapılmış yağlı boya tekniği ile hazırlanmış. 1997 yılından 1999 yılına kadar 29.000’den fazla kare bu şekilde tamamlanmış. Gerçekten görülmeye değer bu kısa filmi mutlaka seyretmenizi tavsiye ediyoruz.
James Vincent McMorrow ise genç bir İrlandalı müzisyen. Müzisyen ilk albümünü Şubat 2010 tarihinde çıkardı ve ingiltere listelerinde 1 numara yerleşmeyi başardı. Henüz albümün satışları yurt dışında yapılmasada McMorrow, kendisine has tarzı ile avrupada çok sayıda konser verecek kadar sevildi. “If you had a boat” adlı parçasının sözlerini alt alta yazıp ortaladığımızda bir yakamoz görüntüsü elde etmemiz ince bir zeka ürünü gibi göründü bize. Seyrettiğimiz klibin ise şarkıya ne kadar yakıştığını söylememize gerek yok sanıyorum. Ocak 2011’de Amerika ve Kanada’da satışa çıktığında dünyaca bir üne kavuşacağından hiç şüphemiz yok açıkcası.
Hemingway, Petrov ve McMorrow ayrı zamanları ve mekanları paylaşan çok uyumlu bir 3’lü gibi görünüyor. Bize de McMorrow’un harika şarkısını Petrov’un müthiş eserinden bir kesiti seyrederek dinlemek ve Hemingway’i gülümseyerek anmak düşüyor.
burn slow, burning up the back wall
long roads, where the city meets the sky
most days, most days stay the sole same
please stay, for this fear it will not die
if i had a boat, i would sail to you
hold u in my arms, ask you to be true
once i had a dream, it died long before
now im pointed north, hoping for the shore
down low, down amongst the thorn rows
weeds grow, through the lillies and the vine
birds play, try to find their own way
soft clay, on your feet and under mine
bridge
breaking at the seams
heaving at the brace
sheets all billowing
the breaking of the day
sea is not my friend
seasons they conspire
still i choose to swim
slip beneath the tide
once i had a dream
once i had a hope
that was yesterday
not so long ago
this is not the end
this is just the world
such a foolish thing
such an honest girl
1960’lara ara vererek günümüze geliyoruz.
Fransa’dan bir post punk grubunu ağırlayacağız. 2004 yılında kurulan The Dodoz ikiz kardeş olan Adrien ve Jules‘un eseri diyebiliriz.
2008 yılında çıkardıkları Dylb ve dinlediğiniz parçanın (Twice) içinde bulunduğu 2009 yılına ait The Dodoz ile birlikte 2 albüm sahibi grubun “Bet” adlı şarksını da dinlemenizi tavsiye ederiz.
Grubun 4 üyesi şöyle;
Jules Cassignol : Gitar & vokal
Adrien Cassignol : Batari & vokal
Géraldine Baux : Bas & vokal
Vincent Argiolas : Gitar & vokal
Grubun myspace sayfası için tıklayınız.
Grubun blogu için tıklayınız.
1960’lardan devam ediyorum…Çünkü devam etmem için 10larca güzel sebep var:)
Ekim 2010’da çıkardığı “Always and Forever” adlı albümde 30 yıl içerisinde söylediği ingilizce şarkıları yeniden seslendiren Peggy March henüz 1 metre 45 santimetre boyunda ve 13 yaşındayken kuzeninin düğününde söylediği şarkı ile keşfedildi. Yani 1961 yılında…
Hugo & Luigi adlı prodüksyon şirketi ile hemen bir anlaşma yapan March’ın gerçek ismi Margaret Annemarie Battavio. O kadar küçük bir kız olduğu ve Mart ayında doğduğu için Little Peggy March olarak anıldı.
24 Nisan 1963’te “I Will Follow Him” şarkısı ile listelerde bir numaraya çıktı ve meşhur oldu. Tüm dünyada tanınması sonrasında parasını yönetememiş olması ve galiba hukuk adamlarının kendisini dolandırmasından sonra zor günler geçirdi.
1970’lere kadar İngiltere ve Amerika’da beğenilen bir kaç albümden sonra Avrupa’da çok daha fazla sevildiği için Almanya’ya yerleşti ve hatta 1975’de o ülke adına Eurovision şarkı yarışmasına katıldı ve 2. oldu. 1981 ylında Birleşik Devletlere tekrar taşınana kadar da Almanya’da yaşadı.
Unutulmaz parçası ile sizleri başbaşa bırakıyorum.
Not : 1960’lı yıllara devam edeceğim:)
Kalbim sana ait
Ruhum sana esir düşmüş
Ne tuhaf…
Kendimi özgür hissediyorum.